Elmalı'da Hava

ANKET

Günlük Gazetemiz Olan Toros Gazetesi Size Ulaşıyor Mu ?




Tüm Anketler


Abdullah Sevimçok Özel Röportaj

1992 yılından bu yana Pastacılar Odası Başkanlığı görevini sürdüren Abdullah Sevimçok, aynı zamanda Kepez Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı. Sevimçokun en çok kızdığı konu, yıllardır pastacının sırtından para kazanan ve kazandığı bu paralarla dondurma fabrikası kurarak toptan dondurma pazarlayan firmaların pastacıyı sırtından vurması.

03 Eyl?l 2013
Yorum Sayısı :0  

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Sayın Sevimçok. Oda başkanlığı bana göre külfettir. Maddi açıdan bir getirisi yoktur. Hele hele son düzenlemelerden sonra birçok odanın geliri de ciddi şekilde azalmış, çalıştırdığı perso-nelinin sigortasını bile zor öder olmuştur. Pastacılar Odası’nda bu tür sıkıntılar mevcut mu ?

Abdullah SEVİMÇOK: “Pastacılık mesleği artık revaçta olan bir meslek değil. Pastacı herşeyi satamıyor ama herkes pasta ya da dondurma satıyor. Dolayısıyla bu işi yapanlar artmıyor. Ve bu da oda gelirlerini etkiliyor. Aslında ben bundan şikayetçi değilim. Zaten iş yok, birde yeni pastaneler peşpeşe açılsa... Pastacı esnafı açısın-dan daha da zor ve sıkıntılı bir dönem başlar. Birçok oda gibi bizim odamızın geliri de azaldı. Ama biz etkilenmiyoruz. Ayağımızı yorganımıza göre uzatıyor, gerekli olmayan hiçbir masrafı yapmıyoruz. Bir personelimizle de oda olarak hizmetlerimizi en iyi şekilde yapıyoruz. 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Bildiğim kadarıyla hizmet binanız size ait.” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Bize değil, pastacı esnafının kendi mülkü. Üyelerimizin alınterleriyle ödedikleri aidatlarla oda hizmet binasını aldık. Bu da bizim sıkıntı çekmememizin en önemli nedeni. Kira ödemiyoruz.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “1992 yılından bu yana Pastacılar Odası başkanlığı görevinizi sürdürüyorsunuz. 2010 yılının ilk üç ayında diğer odalar gibi sizde genel kurulunuzu yapacaksınız. Yeni dönemde de aday olmayı düşünüyor musunuz? 

Abdullah SEVİMÇOK: “Pastacı meslektaşlarım tekrar aday olmam konusunda baskı yapıyorlar. İstenildiğim için bir dönem daha aday olmayı düşünüyorum.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Karşınıza rakip çıkar mı ?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Çıkabilir, bu aday olmak isteyen meslektaş-larımın en doğal hakkıdır. “ 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Böyle bir durumda kazanma şansınız ne olur?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “ Nasipse pastacı meslektaşlarımın bana tekrar görev vereceklerine inanıyorum. Haftada birkaç gün meslektaş-larımı işyerlerinde ziyaret edi-yorum. Biniyorum arabama tek başına gidiyorum. Oturuyorum bir bardak çay içiyorum. Sohbet ediyoruz. Aldığım elektrik oldukça olumlu.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Bazı oda baş-kanları seçim tarihini sır gibi saklıyor. Siz de saklamayı mı düşünüyor musunuz, yoksa bu sütunlardan üyelerinize duyur-mayı mı ? 

Abdullah SEVİMÇOK: “ Benim kimseden çekindiğim falan yok. Muhte-melen 2010 yılının Ocak ayında genel kurulumuzu yapacağız. İlk haftası içinde ilk toplantıda yeterli çoğunluğu sağlayıp genel kuru-lumuzu tamamlarız.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Bazı oda başkanlarında kendi seçimini yaptıktan sonra diğer oda se-çimlerine müdahale etme has-talığı var. Siz de müdahaleci bir tavır içinde olacak mısınız ? 

Abdullah SEVİMÇOK: “Kesinlikle hayır. Oda seçimlerine taraf olan bazı arkadaşların geçmişte düştüğü durum ortada. Kaldı ki, bizlerin taraf olması demek seçilecek yö-neticilere ve özellikle de o odanın üyelerine büyük bir saygısızlıktır.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Bazı oda başkanları, birileri benim karşı-ma aday çıkarma arayışında ? diyor ve göndermelerde bulu-nuyor. Bu siz olabilir misiniz ?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Yaram yok go-cunayım. Bir odaya aday çıka-racak ya da aday olanlardan birini destekleyecek olsam, bunu da saklamam. Kimseden çekindiğim falan yok. Sadece ben değil, oda başkanlarının tamamının benim gibi düşündüğünü sanıyorum.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Pastacılar Odası’nın seçimine dışarıdan bir müdahale olabilir mi ?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Sanmıyorum. “ 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Esnaf ve sanatkar zor durumda. Bir yanda büyük mağazalar diğer yanda her işi aynı mekanda yapmaya çalışanlar. Artık giyim mağazalarının önünde bile Maraş dondurması satanları görüyoruz. Pastacı esnafının sorunları hakkında neler di-yeceksiniz?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Antalya’da sıcaklar başladı. Haliylen don-durma satışları da artarak devam ediyor. Ve ne yazık ki onca mü-cadelemize rağmen ilgili-ilgisiz herkes dondurma satıyor. Sizde söylüyorsunuz, giyim mağazala-rının önüne dondurma tezgahı açanları. Bakkalda satılıyor, fı-rında satılıyor, manavda satılıyor. İşin bir haksız rekabet yönü var. Bir de sağlık yönü. Tabii ki bunlar ilgili makamlar tarafından gerekli kontrolların yapılmamasından kaynaklanıyor. Halbuki bir gıda yönetmeliği var. Yasalar var. En son olarak başta Antalya Valiliği olmak üzere Murat-paşa, Kepez ve Konyaaltı Belediyelerine birer yazı yazdık. 12 Mayıs 2009 tarihli yazımızda, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ilimizde işinin ehli olmayan kişiler tarafından yapılan dondurma satışının arttığına dikkat çektik ve mesleği dondurma satmak olan pastacı esnafının haksız bir rekabetle karşı karşıya olduğunu belirttik.”

Erkin ÖZGÜNSÜR: “İşin birde sağlık yönü var.” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Dondurma sütten yapılıyor. Süt en çok ve çabuk bakteri üreten bir gıda. Birde o satılan dondurmaların üretildiği mekanlar. “ 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “ Pastacının kaderi bu. Boğaça satması lazım, simit tezgahla-rında simitten çok boğaça satılır. Pasta satması lazım, fırınlarda ekmekten çok pasta ve tatlı satılır. Ramazan ayında lokma satması lazım, dondurma tez-gahları gibi birçok yerde lokma tezgahları açılır. Yaz gelecek dondurma satacak, onda da aynı sorun.” 

Abdullah SEVİMÇOK: “ Pastacının halini çok güzel ifade ettiniz. Pastacı, pastanesinde herşeyi satamıyor, ama herkes pastacının sattığını satıyor. Zaten bu sıkıntıya dikkat çekmek için pastane vitrinlerine hazırladığımız, “Bizim işimiz bu, ya onların ki ?” Sloganlı afişleri astık. 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Tepkinizi bir şekilde ortaya koyuyorsunuz. Peki bir sonuca ulaşacağınıza inanıyor musunuz ?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “İnanıyorum. Mahalli seçim-ler bitti. Belediye başkanlarımızın ”herkes kendi işini yapsın” talimatını ben zabıta müdürlerine vereceklerine inanıyorum.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Bir cadde üzerinde onlarca simit tezgahı. Göze hoş gelmiyor ama o işten ailesini geçindirenleri düşünürsek.” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Simit tezgahları konusunda bizim tek sıkıntımız, bu tezgahlarda simit dışında boğaça da satılması. Bir pastane dü-şünün...Dükkan kirası var, vergini ödüyor, personeli var maaşını ve sigortasını ödüyor. Bütün bu masraflarını karşılaması ve kendi ailesinin geçimini sağlaması için boğaça da satması lazım. Satıyor ama hemen 20 metre ilerideki simit tezgahının başında duranda aynı boğaçayı satıyor. Masrafı olmadığı için-de daha çok kazanıyor. Simit tezgahlarında boğaça satılmasına kesinlikle karşıyız.” 

Erkin ÖZGÜNSÜR: “Tüketicilere tavsiyeleriniz neler?” 

Abdullah SEVİMÇOK: “Yaş pastanızı pastaneden alın. Boğaça ya da kuru veya yaş pastanızı da pastaneden alın. Dondurma alırken de pastacı esnafını tercih edin. Pastacı esna-fının işi bu. İmalattan satıma kadar her aşamada odanın denetimi sözkonusu. Bugüne kadar olmadı ama bir şikayet anında oda hemen devreye girecek. Yaş pastanın bir raf süresi vardır. Kuru pastanın da hatta dondurmanın da. Mesleği pastacı olmayan-lardan nereden bilsinler bunları. Pastacılık mesleğini yapanlar, bu işi babadan ya da deden devir almışlardır. “





YORUMLAR
Henuz Yorum Yok...